Oracle GL döküman

11/5/2009 ·

 ORACLE GENEL MUHASEBE EĞİTİM NOTLARI

 

İÇİNDEKİLER

 

-Fiş Girişi--------------------------------2


-Hesap esnekalanı----------------------6


-Dövizli fiş girişi-------------------------12


-Hesap sorgulama----------------------13

 

-Tekrarlı fişler---------------------------15


-Toplu Paylaştırma----------------------20


-FSG (Finansal Rapor tanımlaması) -----26

 

-Yeniden Değerleme ---------------------36

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

FİŞ GİRİŞİ

 

Fiş girişi ekranına, General Ledger sorumluluğunda Journals---Enter New Journal--menu adımları izlenerek erişilir

 

Fiş girişi ekranındaki Journal alanına fişin adı girilir.Bu özellik çoğunlukla manuel olarak General Ledger modülünden girilen fişler için kullanılır.Diğer modüllerden gelen fişlerde fişin özelliği ve kullanıcı adı default olarak gelmektedir.Period alanı sistemde açık olan cari muhasebe döneminin girileceği alandır.Muhasebe dönemleri sisteme manual olarak tanımlanır.Source ; fiş kaynağını gösterir.Sistemde fiş kaynakları manual ve otomatik olarak ikiye ayrılır.Modüllerden gelen fişler genellikle modül isimleriyle tanımlanmakla beraber,genel muhasebeden girilen fişler manual fiş kaynağını alırlar.Category alanı fişin işlevine gore hangi kategoride yer aldığını gösterir.Sistemde yer alan standart fiş kategorileri dışında da kategori tanımlanabilir.Yalnız fişin döküman numarası alması için sistemde kategori sıra tanımlaması ve ataması yapılması gereklidir(Setup—Financials ---Sequences---Define and Assign) Document Number fiş kategorisinin belirlenecek numaralama kuralı vasıtasıyla aldığı fiş numarasını gösterir.Description ve Reference alanlarına fiş ile ilgili ek bir açıklama girilebilir.Effective Date ; fişin ilgili dönem içerisinde geçerli olacağı tarihtir.

 

Currency  fişin para birimini,Date fiş eğer dövizliyse çevrim tarihini,Type ; yine dövizli fişlerde çevrim tipini Rate ; döviz kurunu ifade eder.

 

Status alanında ise Posting ; fişin muhasebeleşme statüsünü gösterir.

 

Reverse alanında ; ters çevrilen bir fişin hangi tarihte ters çevrildiğini date alanından, hangi döneme ters çevrildiğini ise period alanından görebiliriz.

Fiş girişi alt taraftaki line alanına ilgili hesaplar  borç ve alacak olarak seçilip girilmek suretiyle yapılır.Burada bir fişin muhasebeleştirilebilmesi için borç ve alacak tutarının birbirine eşit olması gereklidir.

 

Line alanına 1 den başlayarak sıra numarası verilir.Account alanına ilgili hesap verilmek istendiğinde karşımıza birden fazla segment dediğimiz alanlardan oluşan bir yapı ortaya çıkar.

 

Bu yapı Oracle da Accounting Flexfield denilen hesap esnekalanı yapısıdır.

 

Accounting Flexfield alanına

Setup---Financials---Key—Segments menu yolundan erişilir

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

29-34 hafta hamilelik

6/5/2009 ·

29. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik

Sayfa 1 Toplam: 2


• Artık bebeğinizin başı ve vücudu orantılıdır. Her geçen gün biraz daha yeni doğan görüntüsüne ulaşıyor.

• Derinin altında yağ birikmeye devam ediyor.

• Bebeğinizin beyni ilkel nefes alma ve vücut sıcaklığını kontrol edebiliyor.

• Gözleri yuvalarında hareket edebiliyor. Yakında yanıp sönen bir ışığı takip edebilecek.

• Bebeğiniz ışık, ses, Tat ve kokulardaki değişikliklere karşı giderek artan bir hassasiyete sahip oluyor. Çeşitli araştırmalar gösteriyor ki bebeğiniz bu dönemde belirli koku ve tatları tercih edebiliyor.

• Bir taraftan bir tarafa hareket ediyor. Büyük ihtimalle başı hala yukarda. Bir kaç hafta içinde baş aşağı dönüp doğum pozisyonuna gelecek. Bu zamanlarda bir sirk gösterisi için taklalar attığını zannedebilirsiniz.

• Uzunluğu yaklaşık 36,8 cm. ağırlığı 1153 gr.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

30. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik

Sayfa 1 Toplam: 2


• Hızlı beyin büyümesi periyoduna uyum sağlamak üzere bebeğinizin başı genişler.

• Bebeğinize müzik, edebiyat ve sadece onunla konuşma yoluyla "öğretmeye" devam edin.

• Büyüdüğü ve rahiminizi kapladığı için amnios sıvısının miktarı azalacaktır. Komik olan, siz daha hafif hissetmeyeceksiniz.

• Sık sık göz kapaklarını açıp kapama alıştırması yapar. Gözleri bir ışık kaynağını takip ederek bir taraftan diğerine hareket edebilir. Hatta ışığa dokunmak için uzanabilir bile.

• Bebeğinizin derisini rahimdeki sıvıdan koruyan küçük tüycükler yok olmaya başlar. Küçüğünüzün kendi tüyleri ortaya çıkmaya başlar.

• Ayak tırnakları son büyüme aşamasına giriyor.

• Kemik iliği kırmızı kan hücresi üretimi sorumluluğuna sahip. Bu kırmızı kan hücreleri oksijenin taşınması ve artık maddelerin dışarı çıkarılması konusunda bebeğinizin vücuduna hizmet etmeye devam edecek.

• Bebeğiniz şu anda gözyaşı üretebilir-evet hem de rahiminizin içinde.

• Bu haftanın sonunda bebeğiniz 39,9 cm ve 1319 gr. olacak.

 

 

28. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik

Sayfa 1 Toplam: 2


• Kaşlar ve kirpikler epey fark edilir durumdadır.

• Bebeğinizin başındaki saçlar uzuyor. Bazı bebekler hiç saçsız doğarken bazıları neredeyse ilk saç tıraşına hazırdır!

• Gözler tamamen şekillenmiştir.

• Bebeğinizin vücudu dolgunlaşmaya ve yuvarlaklaşmaya başlar. Bu artışın büyük bölümü kas dokusu ve kemiktir. Yağlar üçüncü trimesterda eklenecektir.

• Kaslar gelişiyor. Olimpiyatlar sizin karnınızda oynanıyor zannedebilirsiniz.

• Akciğerler artık nefes alma yeteneğine sahip. (yine de bu dönemde doğum gerçekleşirse bebeğin tıbbi desteğe ve mücadeleye gereksinimi olacaktır)

• Bebeğinizle sık sık konuşun, kitaplar okuyun, şarkılar söyleyin. Şu anda sizin sesinizi fark edebilir ve daha sonrasında onu yatıştırıcı etkisi olacaktır.

• Bebeğinizin ağırlığı 1005 gr. ve boyu 37,6 cm.

 

31. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik

Sayfa 1 Toplam: 2


• Fiziksel büyüme oranı biraz düşer. Hamileliğin kalanında çok fazla uzamayacak olmasına rağmen epeyce kilo alacak.

• Yağ birikmeye devam ediyor. Bu yağ tabakası onun derisini kırmızıdan pembemsiye dönüştürüyor.

• Kalsiyum, fosfor ve demir depolanıyor, kemikleri büyüyor ve güçleniyor.

• Bebeğiniz 41,1 cm. ve 1502 gr.

• Bebeğinizin beyni bir başka hızlı büyüme dönemine giriyor, yüz milyarlarca sinir hücresi üretiliyor. Muhteşem değil mi?

• Müziğin ritmine göre hareket edebilir. Kalp atışları ile ilgili çalışmalar gösteriyor ki, daha şimdiden bazı tip müzikleri diğerlerine tercih ediyor.

• Akciğerler gelişimine hala devam ediyor. Küçüğünüzle tanışmak için çok istekli olabilirsiniz, fakat bu son haftalar çok önemlidir, her geçen gün bebeğinizin kendi kendine nefes alma kabiliyeti artar.

 

32. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik

Sayfa 1 Toplam: 2


• Bebeğiniz neredeyse 1702 gr ve 42,4 cm.

• Bebeğinizin çok fazla hareket etmediğini fark edebilirsiniz. Endişelenmeyin, o iyi. Sadece yer sıkıntısı çekiyor! Bir miktar daha büyümesi gerekiyor.

• Beş duyu çalışıyor.

• Ayak tırnakları tamamen şekillendi.

• Bebeğinizin saçları uzamaya devam ediyor. Acaba babasının kahverengi saçlarını mı yoksa sizin kızılınızı mı alacak?

• Beyin incelemeleri gösteriyor ki bebeğiniz sekiz ay civarında rüya görmeye başlıyor. Sizce rüyasında neler görse iyi olur?

 

 

33. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik


• Amnios sıvısı hamileliğiniz boyunca en yüksek seviyesinde.

• Nöron ve sinapslar hızla artarak gelişiyor. Bebeğinizin beyninde bağlantılar oluşması onun doğduğunda daha iyi gelişmesini sağlayacak becerileri sağlıyor. Bu hafta nefes alarak emme ve yutmayı düzenliyor.

• Pek çok kemiği sertleşmesine rağmen kafatası hala oldukça yumuşak ve tam olarak birleşmemiş. Kemikler doğumu kolaylaştırmak için hafifçe hareket edebilir durumdadır.

• Bebeğiniz içinde bulunduğu sıvıdan derin derin nefesler alıyor. Bu çok normaldir, çünkü plasentadan oksijen alabiliyor.

• Bu nefes alma egzersizleri, onun akciğer gelişimi için çok önemli olan bir proteini üretmesi için güçlendirir ve teşvik eder.

• Bebeğiniz erkek ise testisleri karın bölgesinden aşağı iniyor. Bazen biri veya ikisi birden doğum sonrasına kadar inmeyebiliyor.

• Bebeğinizin boyu 43,7 cm. ağırlığı 1918 gr.

 

 

34. Hafta Hamilelik

 

Anne & Kadın - Hamilelik


• Bebeğiniz artık bir yeni doğan gibi davranmaya başlıyor, gözleri uyanık olduğunda açık uyurken kapalı. Ayrıca onun uyku ve uyanıklık zamanları için periyotlar belirlediğini bile fark edebilirsiniz.

• Göz kırpmayı öğrendi. Karnınızın üzerine parlak bir ışık tutulduğunda çok daha net görebiliyor, hatta içi organlarınızın taslağını bile ezberlemiş olabilir!

• Kanınızdaki antikorlar ona transfer edilmeye başlandı. Bunlar doğuma kadar bağışıklık sağlamaya devam edecektir. Doğumdan sonra hastalıklara karşı korunma için anne sütü daha da fazlasını sağlayacaktır.

• Bebeğiniz doğum hazırlığı için çoktan baş aşağı dönmüş olabilir. İlk bebeğiniz ise pelvisinize yerleşmiş, rahim boynuna baskı yapıyor olabilir. Tırnaklar parmak ucunun sonuna kadar ulaşmıştır. Daha doğmadan yüzünü tırmalayabilir!

• Küçüğünüzün boyu 45 cm. ağırlığı 2146 gr civarında.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

İşte Zaman gazetesi yazarı Abdullah Bilici’nin ‘Dağd

15/4/2009 ·

İşte Zaman gazetesi yazarı Abdullah Bilici’nin ‘Dağda kalsam beni kurtarır mısın paşam?’ başlıklı yazıdan ilgili bölüm:

Uzağa gitmeden Cihan Haber Ajansı'nın yöneticisi sıfatı ile kendi yaşadığım bir tutarsızlığı paylaşayım. Malum, geçen ay Türkiye Rahmetli Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kazasına kilitlenmişti. Muhabir ve kameraman arkadaşlarımız da ağır şartlarda bölgede çalışıyordu. Rahmetli meslektaşımız İsmail Güneş'in naşının bulunduğu haber üzerine, arkadaşımız Lütfi Aykurt, gazeteci refleksiyle 4,5 saat yürüyerek bölgeye ulaştı. 15.30'da işi bittiğinde 2500 metre yüksekte hava iyice soğumuş; orada sadece birkaç köylü ile Lütfi kalmıştı. Sağolsunlar, Jandarma Arama Kurtarma ekipleri "Seni burada bırakamayız. Hava soğuyor ve buradan inmen zor, helikopterle götürelim" diyor. Lütfi, helikoptere binmeye hazırlanırken, bir komutan hangi kanaldan olduğunu soruyor ve ajansın adını öğrenince, 'sivil olduğu için helikoptere alamayacaklarını' söylüyor. Lütfi, helikoptere alınan DHA muhabirinin de sivil olduğunu nazikçe hatırlatınca, komutan tersleyip "Nasıl geldiysen öyle inersin" diyerek arkadaşı dağ başında bırakıyor. Evet, çektiği kurtarma çalışmaları gün boyu ekranlarda dönen bir gazeteciye yapılan bu. Salonları anladık, hayati tehlikenin olduğu bir yerde de malum akreditasyon uygulanıyor. Olay bize intikal ettiğinde, sansayon oluşturmak çok kolaydı. Ama "Kişisel bir hatadır, Mehmetçik bunu yapmaz" dedik. Lütfi, kendisiyle gurur duyduğumuz bir personelimizdi. Ama daha önce bir vatandaş ve bir insandı. Genelkurmay Başkanımız evrensel demokrasi standartlarından söz açmışken, bunu samimi kabul edip sormak istedim: Paşam, dağda kalsam beni kurtarır mısınız

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mustafa Kemal , Madam Corinne’ye yazdığı mektupta şöyle

13/4/2009 ·

Mustafa Kemal , 2 Temmuz 1915 yılında Arıburnu’ndan Madam Corinne’ye yazdığı mektupta şöyle der :
 

Aziz Madam ,
 

Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi’nin İstanbul’a seyehatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum. Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım. Burada hayat , o kadar sakin değil.  Gece gündüz hergün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor . Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür , askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları , çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün , Ya gazi veya şehit olmak. Bu sonuncusu nedir bilirmisiniz ? Dos doğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları , hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar. Yüce saadet. Sizin mantıki nasihatlerinizi bekleyen şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki , hayatın bu hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim. (. . . )
 

Adres : Miralay Mustafa Kemal , 19. Fırka Kumandanı , Maydos
 

Yahut : Miralay Mustafa Kemal , Arıburnu Maydos. Bu daha emin.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çanakkale destanı mektuplarından biri daha ..."Hasan Etem’

13/4/2009 ·

Mektubu yazan , ihtiyat zabit ( yedek subay ) namzedi Hasan Etem , İstanbul Hukuk Fakültesi son sınıfına devam ederken aynı zamanda Beyazıt Nümune Mektebi’nde öğretmendi. Düşmanın Çanakkale’ye dayandığını işittiğinde gözünü kırpmadan binlerce akranı gibi cepheye koştu. Gönüllü yazıldı. Bu onun son mektubuydu. Bu mektubu yazdıktan iki gün sonra Maydos (Eceabad)’da şehit oldu...

 

 

( Not: Mektuptan mekan ve zaman tam olarak anlaşılamıyor.  25.Nisan.1915 çıkartma öncesi yazıldığı görülüyor.  Bu da ortam hakkında net bilgi veremiyor.  Çıkartma öncesi 19.Nisan da nasıl şehit olabileceği açık değil.  Rumi-Miladi dönüşümlere dikkat edilmemiş olabilir. )

 

Valideciğim,

 

Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi,

Nasihat-amiz mektubunu Divrin Ovası (Nığde) gibi,güzel,yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım.Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti.

Okudum, okudukça büyük dersler aldım.Tekrar okudum.Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim.Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım.Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemiyerek eğilmesi,bana,annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi.Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni , annenden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı.Nazarlarımı sola çevirdim çağıl çağıl akan dere , bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor , oynuyor , köpürüyordu ...

Başımı kaldırdım , gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım.Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini , yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu.Diğer bir dalına baktım , güzel bir bülbül , tatlı sedasıyla beni tebşir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.

İşte bu geçen dakikalar anında , hizmet eri :

-Efendim , çayınız , buyrunuz , içiniz , dedi.

-Pekala dedim,aldım baktım , sütlü çay...

-Mustafa bu sütü nereden aldın ? dedim.

-Efendim , şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu ?

-Evet dedim.Evet ne kadar güzel.

-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.

Valideciğim , on paraya yüz dirhem süt , su katılmamış.Koyundan şimdi sağılmış , aldım ve içtim. Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu : “Validen kaderine küssün , ne yapalım.O da erkek olsaydı , bu çiçeklerden koklayacak , bu sütten içecek , bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi”

Şevket merak etmesin o görür , belki de daha güzellerini görür.

Fakat , valideciğim , sen yine müteessir olma.Ben seni , evet seni mutlaka buralara getireceğim.Ve şu tabii manzarayı göstereceğim.Şevket , Hilmi (kardeşleri) de senin sayende görecekler.

O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında , çamaşır yıkayan askerler saf saf dizilmişler.Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.

Ey Allah’ım , bu ovada onun sesi ne kadar güzeldi.Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi ,dere bile sesini çıkarmıyordu.Ezan bitti.O dereden ben de bir abdest aldım.Cemaat ile namazı kıldık..O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm.Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.Ellerimi kaldırdım , gözümü yukarı diktim , azımı açtım ve dedim :

-Ey Türklerin Ulu Allah’ı.Ey şu öten kuşun , şu gezen ve meleyen koyunun , şu secde eden yeşil ekin ve otların şu heybetli dağların Halıkı.Sen bütün bunları Türklere verdin.Yine Türklerde bırak.Çünkü böyle güzel yerler , Sen’i takdis eden ve Sen’i ulu tanıyan Türklere mahsustur.

Ey benim Rabbim !

Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri ; ism-i Celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır.Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek , böyle güzel ve sakin biryerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin , düşmanlarını zaten kahrettin ya , bütün bütün mahveyle. ”Diyerek dua ettim ve kalktım.Artık benim kadar mes’ut , benim kadar mesrür bir kimse tasavvur edilemezdi.

Oğlun

Hasan Etem
4 Nisan 1331
(17 Nisan 1915)

 

NOT:

1

Şehid Muallim Edhem, Niğde'nin "And-ulus" (Hacı Abdullah) köyünde 28.2.1890 tarihinde doğmuş ve 19 Nisan 1915'de şehit olmuştur. [Birliği: 3.Kolordu, 19.Fırka [Kumandanı: M.Kemal (Atatürk)], 57.Alay 2.tabur, 6.Bölük].

2

Şehid Edhem o tarihte 25, annesi Zeynep 41 yaşında idiler. Yine mektupta bahsi geçen: Kardeşi Halit 22 yaşında olup Çanakkale'nin diğer bir cephesinde, kardeşi Hilmi 16 yaşında öğrenci, kardeşi şevket 10 yaşında öğrenci, sütkardeşi Kadir 24 yaşındadır.

3

Mektupta bahsi geçen "Divrin", annesinin doğduğu Niğde'nin bir köyüdür.

4

Mektupta adı geçen kardeşi Halit (1894)'de ağabeysi ile birlikte Çanakkale Savaşı'na katılmış. Kirte köyü ilerisinde Zığındere'de yaralanmış, gazi olarak sağ kalmış. 31 yıl Emniyet Teşkilatında çalışmış. Komiser olarak emekli olmuş, 1948'de vefat etmiştir.

5

Prof.İ.H. Baltacıoğlu, yayınladığı "Mektepli" dergisinin 9.3.1933 No.25.sayısında başyazı olarak "Muallim Edhem Nasıl Öldü" başlıklı bir makale yayınlamıştır.

6

Şehidin adını taşıyan yeğeni Etem Ruhi Üngör (1922): 1966'da yayınladığı "Türk marşları" kitabını ona ithaf etmiştir.

7

Bu mektubu arkeolog İlhan Akşit " Çanakkale Savaşları"(1973) adlı kitabında yayınlamıştır.(s. 74-77).

8

Bu mektub, "Hayat" dergisinin 13 Mart 1975 tarihli sayısında aslının fotokopisi ile birlikteyayınlanmıştır.

9

Bu mektup; "Orkun" dergisi Mart 1983, sayı: 9, sayfa: 16'da yayınlanmıştır.

10

Bu mektup ayrıca: binlerce nüsha basılıp 1970-1985 yılları arasında "Çanakkale Savaşları 1915 Harp Hatıraları Koleksiyonu Müzesi"nce ziyaretçilere sunulmuştur. (Aynı mektup baskısı, bazı edebiyat ve tarih öğretmenlerince   ayrıca bastırarak öğrecilere dağıtılmıştır.)

11

Arkeolog İlhan Akşit'in Çanakkale Arkeoloji Müzesi ve Çanakkale  Müzeler Müdürü olduğu yıllarda Abide Müzesini ziyaret eden (1977) zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk beraberinde müzeyi gezdiren İlhan Akşit'ten vitrindeki bu mektubu kendisine okumasını istememiş ve mektup okunurken gözyaşlarını tutamamıştır.

12

Bu mektup; "Kolay İlan gazetesi"nin 31.8.1982 tarih ve   277.sayısında yayınlanmıştır.

13

Bu mektup; Vahap Okay'ın 1986'da yayınlanan "Anadolu Konuşuyor" (Anadolu'dan Türkiye'nin Kalbine) adlı kitabında yayınlanmıştır.

14

Bu mektup halen Çanakkale'deki "Abide Müzesi", "Deniz Müzesi" ve "Milli Parklar Müzesi"nde teşhirdedir.

15

Mektubun aslı; şehid Muallim Etem'in adını taşıyan yeğeni etem Ruhi Üngör'dedir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çanakkale deki atalarımızın borcunu ödeyemeyiz.. oraları kesinli

13/4/2009 ·

Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti

"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :

Birincisi benim için kat’iyyen ağlama...

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma..."

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.

İşte o zaman herkes Zahid’in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

Zahid , 9 Ocak 1916’da şehit olur.

Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”

Yorum (yok) Yorum yaz!

çanakkale şehitleri--- ölmeden götülmesi gereken muhteşemmm coğr

13/4/2009 ·

çanakkale şehitleri

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Mehmet Akif ERSOY

Yorum (yok) Yorum yaz!

Peynir severlere müjde.......*İşte Türkiye'nin peynir harita

3/4/2009 ·

*İşte Türkiye'nin peynir haritası*
>
>
> Türkiye, dört bir köşesinde evlerde, modern tesislerde üretilen onlarca
> peynir türü ile adeta bir 'peynir cenneti'... Her biri farklı lezzetler
> barındıran, değişik yöntemlerle hazırlanan, adına festivaller düzenlenen
> peynir, Türk mutfağında da önemli besin kaynakları arasında yer alıyor.
İşte
> Türkiye'nin peynir haritası...
>
>
> KONYA'NIN KÜFLÜ PEYNİRİ
>
> Konya'da, yağı alınmış koyun sütünden üretilen ve doğal olarak
küflendirilen
> Konya küflü peyniri, genellikle Karapınar, Ereğli, Cihanbeyli gibi
> koyunculuğun yoğun olduğu yerlerde üretiliyor. Küflü peynir, özellikle
> kırsal alanda yağı alınmış koyun sütünden üretiliyor. Yağının alınması,
> doğal küflenmeye yol açtığı için aflatoksin oluşmasını önlüyor.
>
> BERENDİ VE DİVLE TULUM PEYNİRİ
>
> Ereğli ilçesi ile Karaman'ın Ayrancı ilçesi ve çevresinde üretilen Berendi
> ve Divle tulum peynirinin de pazar payı oldukça geniş. Berendi tulum
peyniri
> pastorize inek sütü kullanılarak modern tesislerde üretiliyor. Divle tulum
> peyniri ise tümüyle geleneksel usullerle, kuzulamaların gerçekleştiği,
mayıs
> ayı ile haziranın ortasına kadar olan sütün bol olduğu dönemde koyunlardan
> sağılan süt biriktirilerek yapılıyor. Ayrancı'ya bağlı Divle köyünde
> vatandaşlar, sağdıkları sütleri her gün bir kişinin evinde imece usulüyle
> birleştiriyor, ürettikleri peyniri mağaralarda saklıyor.
>
>
> KAYSERİ'NİN ÇÖMLEK PEYNİRİ
>
> Çömlek peyniri, taze koyun veya inek peynirinin süzülüp daha sonra
> çömleklere basılmasıyla üretiliyor. Kalıplar halindeki taze peynir, önce
bez
> torbalara konulup üzerine taş parçalarıyla baskı yapılarak içerisindeki
> peynir suyunun dışarı akması sağlanıyor. 'Baskı' adı verilen bu işlem 2
gün
> sürüyor. Suyunu kaybeden taze peynir, daha sora elde ufalanıp bir bez
> üzerine serilerek
> tuzlanıyor. Ufalanan peynirin içerisine bir miktar çörek otu katılıyor.
> Tuzlanıp bir gün bekletilen peynir çömleklere basılıyor. Üzerleri donmuş
yağ
> ile kaplanan çömlekler daha sonra kayadan oyma mağaralarda veya evlerin
> zemin katında hazırlanan nemli kumlara gömülerek olgunlaşmaya bırakılıyor.
> Yaklaşık 3 ay sonra peynir tüketilmeye hazır hale geliyor.
>
> ERZİNCAN TULUM PEYNİRİ
>
> Erzincan'da birkaç yıl öncesine kadar evlerde, son yıllarda ise modern
> tesislerde üretilen tulum peyniri, ülkede en çok tüketilen peynir türleri
> arasında. Koyun sütünün ısıtılıp mayalandıktan sonra oluşan pıhtısı, bez
> torbada sudan ayrışması için 3 gün bekletiliyor. Daha sonra pıhtı
> parçalanarak
> yüzde 3 oranında tuz ile karıştırılıp 18 saat havayla temasa bırakılıyor.
> Peynirde istenen aromanın oluşması için bu işlem birkaç kez tekrarlanıyor
ve
> hava almayacak şekilde bir tulum ya da bidonda 120 gün bekletilerek
tüketime
> hazır hale getiriliyor. Tulum peyniri, başta Erzincan olmak üzere
> Türkiye'nin hemen her yerinde marketlerde ve şarküterilerde satışı
> yapılıyor.
>
>
> KARS GRAVYERİ
>
> Mandıralarda üretimi yapılan peynirin hayvansal protein oranı yüzde 32
> seviyelerinde.İlde yaygın olarak tüketilen gravyer, son yıllarda büyük
> şehirlerde de ilgi görmeye başladı. Özellikle yabancı turistlere ev
> sahipliği yapan otellerden Kars gravyerine yoğun talep geliyor. Gravyerin
> gelecek yıllarda çok daha fazla ilgi görmesi bekleniyor. İyi bir Kars
> gravyerinin sert kabuklu, kiraz büyüklüğünde gözenekleri, kesildiğinde
> renginin koyu sarı olması ve yenildiğinde genzi yakacak
> düzeyde bir tadı bulunması gerekiyor. Tamamen organik olan bu peynirin
> kilogramı, Kars'ta 25-30 YTL arasında satılıyor.
>
> KARIN KAYMAĞI PEYNİRİ
>
> Kars'ta yapılan bir diğer önemli peynir türü ise daha çok Sarıkamış
> ilçesinde ev koşullarında üretilen 'karın kaymağı' peyniri. 24-34 derecede
> mayalanan inek sütü, pıhtı haline gelmesinin ardından bez torbalarda
baskıya
> alınarak suyu süzülmeye bırakılıyor. Yaklaşık 18 saat süren bu işlemin
> ardından açılan torba içerisine yüzde 3 oranında tuz ilave edilerek pıhtı
> ufalanıyor ve belli bir oranda krema veya tereyağı katılıp yoğruluyor.
Daha
> sonra temizlenmiş ve kurutulmuş hayvan
> işkembesi içerisine konuluyor. Ağzı sıkıca kapatılarak ve düz bir yerde
> bırakılarak 120 kilogramlık baskı uygulanıyor. Baskı işlemi 3 gün devam
> ediyor ve sonra iplere asılarak serin odalarda 3 ay gibi bir süre
> olgunlaşmaya bırakılıyor. Ardından peynir tüketilmeye hazır hale geliyor.
>
> VARTO KEÇİ PEYNİRİ
>
> Keçi sütü, güneş sıcaklığında belli oranda ısıtıldıktan sonra maya ilave
> edilerek pıhtı halini alıyor ve oluşan bu pıhtı, hafifçe parçalanıp
> gözenekleri iri olmayan keten tarzı bez torbalarda bir süre bekletiliyor.
> Torbada en az 12 saat asılı bekletilerek suyu süzülen pıhtı, daha sonra
keçi
> peyniri halini alıyor.
>
> İKİZDERE TULUM PEYNİRİ
> Ardahan'da üretilen İkizdere tulum peyniri, Erzincan tulum peyniri ile
aynı
> pastörize işlemler uygulanarak elde ediliyor. Ancak Erzincan tulum peyniri
> koyun, İkizdere tulum peyniri inek sütünden yapılıyor.Evlerde ailelerin
> kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ürettiği peynir, pazarlarda
nadiren
> görülüyor.
>
> ARDAHAN KÜFLÜ PEYNİR
>
> Yine Ardahan'da üretilen küflü peynir, yağsız inek sütünden yapılıyor.
> Peynir, bölgede genellikle evlerde üretiliyor. İhtiyaç fazlası ürün,
satışa
> sunuluyor. Genellikle aynı bölgede tüketiliyor.
>
>
> ERZURUM'UN CİVİL PEYNİRİ
>
> Erzurum'a özgü civil peynir, yağsız inek ya da koyun sütünden
> yapılıyor.Yayıklanarak yağı alınan ve tencerede mayalanan süt, pıhtı
halini
> alana kadar ateş üzerinde sürekli karıştırılıyor. Oluşan pıhtı, başka bir
> kaba alınarak tuz ilave ediliyor. Peynir kütlesi daha sonra bir kola
> sarılarak tel şeklini alıyor. Salamura suyu içerisinde muhafaza
edilebildiği
> gibi, bolca tuzlanarak taze olarak da saklanabiliyor. Civil peynir, başta
> Erzurum olmak üzere Ankara ve İstanbul'da da değişik marketlerde satışa
> sunuluyor. Yağsız olması nedeniyle, özellikle diyet uygulayanlar
tarafından
> tercih ediliyor.
>
> BİNGÖL SALAMURA PEYNİRİ
>
> Bingöl'de çiğ koyun sütünden yapılan salamura peynir, yaylalarda, ev
> koşullarında aile işletmeleri tarafından üretiliyor.Ailelerin kendi
> ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde ürettiği salamura peyniri, koyun
sütünün
> pişirilmeden güneş sıcaklığında mayalanarak pıhtı halini almasıyla elde
> ediliyor. Pıhtı, keten bez parçalarda 1-2 gün suyunun süzülmesi için
baskıya
> alınıyor ve daha sonra küçük parçalar halinde salamura suyuna konularak
> tüketime hazır hale getiriliyor.
>
>
> PEYNİR DEPOSU 'MAĞARA'
>
> Sivas'ın Zara ilçesinde kışlık olarak hazırlanan peynirler, geleneklere
göre
> yüzyıllardır depo alarak kullanılan mağaralarda korunuyor. Zara ve
> köylerinde yaz aylarında hazırlanan peynirler, daha önceden belirlenen
> mağaralarda kış için saklanıyor. Peynirler yaz boyunca soğuk hava deposu
> görevi yapan bu mağaralarda bekletiliyor, kış yaklaştığında bu peynirler
> mağaradan çıkartılarak satılıyor ya da tüketiliyor.
>
>
> KÜP PEYNİR
> Sivas ve ilçelerinde yoğun olarak küp peyniri üretimi yapılıyor.
Genellikle
> bahar aylarında yapımına başlanan küp peyniri, inek sütünden taze peynir
> olarak yapılıyor. Suyu alındıktan sonra toprak küplere veya plastik
bidonlar
> içerisine dilimlenerek yerleştirilen peynir, bol tuzlanıp, sıkıştırılıyor.
> Peynirin ağız kısmına bez bir örtü konduktan sonra küp veya bidonun kapağı
> kapatılıyor. Ters olarak çevrilen küp veya bidonun ağız kısmı aşağı
gelecek
> şekilde evlerin serin olan genellikle bodrum kısımlarında yarıya kadar
> toprağa gömülüyor. Yaklaşık 3 ay bekletilen peynirin bu süre içerisinde
suyu
> süzülüyor, rengi, kokusu ve tadı değişiyor.
>
>
> TOKAT'TA KIŞLIK SALAMURA PEYNİR
> Keçi, koyun ve inek sütünden mayıs-ağustos ayları arasında yapılan peynir,
> çiğ sütten mayalanarak üretiliyor. Peynirler daha sonra kalın tuzla
> tuzlanıp, küp ve bidonlara basılıyor. Bu peynir, 3 ay sonra tuzdan
> ayıklanarak tüketilmeye başlanıyor.
>
>
> TRABZON'UN 'TELLİ PEYNİRİ'
>
> Doğu Karadeniz yaylalarında beslenen ineklerden elde edilen sütlerin ana
> maddesini oluşturduğu 'telli peynir', kaşar peynirine benzeyen, sarımtırak
> renkli, lif lif ayrılabilen, ısıtıldığında uzayan, az tuzlu peynir olarak
> nitelendiriliyor. Peynir üreticisi Ali Kemal Bıyıklı, AA muhabirine
yaptığı
> açıklamada, 'telli peynir' üretiminin geleneksel olarak Trabzon ve
> ilçelerindeki köylerde kadınlar tarafından yapıldığını, son yıllarda da
süt
> fabrikalarında 'telli peynir' üretimi gerçekleştirildiğini söyledi.
>
>
> EDİRNE'NİN BEYAZ PEYNİRİ
>
> Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescil edilen Edirne peyniri,
> Anadolu'nun her yanından rağbet gören bir lezzet olarak öne çıkıyor.
> Edirne'nin değişik türdeki otlarıyla doğal beslenen inek, keçi ve
koyunların
> sütünden lezzetini alan Edirne peynirinin imalat aşamasındaki lezzetine
> lezzet katan diğer unsurlar da tuz ve maya. Meriç, Tunca ve Arda
> nehirlerinin oluşturduğu deltada yetişen bitki örtüsünün süte kattığı
> lezzet, peynire de yansıyor.Edirne beyaz peynirinin, yapımında
kullanılacak
> sütün en çok 30 dakika içinde mayalanıp peynir haline getirilmesi,
> olgunlaştırma sürecini tamamlayan peynirin, havayla ilk temasından
itibaren
> (teneke açıldıktan sonra) 3 ay içinde tüketilmesi gerekiyor.Edirne ve
> Trakya'ya özgü peynir, tam yağlı ve doğal olması özelliği ile tanınıyor.
> Edirne beyaz peyniri ağızda kayganlık hissiyle ve ekşimsi tadıyla diğer
> peynirlerden ayırt edici özelliğe sahip.
>
> AHBAZ VE ÇERKEZ PEYNİRİ
>
>
> Sakarya'da yöresel olarak üretilen peynir türleri arasında Abhaz ve Çerkez
> peyniri öne çıkıyor. Ahhaz peynirinde, 8 litre sütten yaklaşık 2 kilogram
> peynir elde ediliyor. Süt, peynir mayasıyla birlikte 2 saat bekletiliyor.
> Maya tuttuktan sonra ortaya çıkan peynir elle bir araya toplanıyor. Bir
> sahanda sıkıştırılıyor ve bir gün bekletiliyor. Kaynayan suda dilimler
> halinde karıştırılan peynire istenilen şekil (örgü, tekerlek)
verilebiliyor.
> Çerkez peyniri ise Abhaz peynirine göre daha yumuşak. 10 litre sütten
> yaklaşık 2 kilograma yakın peynir üretilebiliyor.
>
> 'OTLU PEYNİR, HAZMI KOLAYLAŞTIRIYOR
>
> Hazmı kolaylaştırıcı özelliğe sahip olan Van'ın otlu peyniri, bu nedenle
> sadece kahvaltıda değil, yemeklerden sonra da tüketiliyor. Genellikle Doğu
> Anadolu Bölgesi'nde, 25 çeşit bitki kullanılarak yapılan otlu peynirin,
> sofralarda farklı bir yeri bulunuyor. Otlu peynirde çoğunlukla sirmo
(yabani
> sarımsak), mendo, helis, siyabo, nane ve kekik gibi yabani otlar
> kullanılıyor. İlkbaharda dağlardan toplanan bitkiler, bir süre salamurada
> bekletildikten sonra peynire katılıyor. Otlardaki çeşitli mineraller
> hazımsızlık sorununu ortadan kaldırıyor.
>
> ÇANAK PEYNİRİ
>
> Yozgat'ta temmuz ve ağustos aylarında elde edilen sütle hazırlanan ve
> çanaklarda toprağa gömülen çanak peyniri, sonbahar aylarında topraktan
> çıkarılıyor ve kış mevsiminde tüketiliyor. Yozgat Belediyesi, yöreye özgü
bu
> peyniri tescillemek için Türk Patent Enstitüsüne başvuruda bulundu.
>
>
> AYDIN'IN TULUM PEYNİRİ
>
> Aydın'da inek ve koyun sütlerinin karışımından üretilerek keçi derisine
> basılan tulum peyniri, lezzetiyle beğeni topluyor. Bölgedeki üreticiler,
> peynirin asıl lezzetinin keçi derisine basılmasından kaynaklandığını ifade
> ediyor.Keçi derisine basılan peynir, derinin şeklini alıyor. Bu haliyle
> peynirin yaklaşık bir yıl depolanarak acı suyunu dışarıya atması
bekleniyor.
>
>
> MALATYA PEYNİRİ
>
> Genellikle köylerde üretilen Malatya peyniri, çiğ sütün yağı ve kuru
maddesi
> çekilmeden, peynir mayasıyla mayalanması ile üretiliyor. Mayalanan peynir
> kesildikten sonra suyu alınıyor ve üzerine ağırlık konulan iki tahta
> arasında sıkıştırılıyor. Peynir, kaynatıldıktan sonra salamuraya
> bırakılıyor.
>
>
> İZMİR'İN YÖRESEL PEYNİRLERİ
>
> Farklı kültürlerinin bir araya geldiği İzmir ve ilçelerinde, bu
medeniyetler
> buluşması kendisini yöresel peynir çeşitlerinde de gösteriyor. En fazla
> tanınan İzmir tulumu, halen İzmir'in yanında
> Ödemiş, Menemen, Tire ve diğer ilçelerdeki mandıralarda yapılıyor. Süt
> pastörize edildikten sonra mayalama sıcaklığına kadar soğutuluyor. Daha
> sonra 'pıhtı kırımı' yapılıyor ve baskı tenekelerinde bekletiliyor. İzmir
> tulum peynirinde kullanılan salamura ise peynir altı suyundan elde
ediliyor.
> Kesilen ve süzülen telemenin konulduğu teneke ya da deri, salamura ilave
> edilerek hava almayacak şekilde kapatılıyor.Tulum peyniri için kullanılan
> deriyse 1,5 yıl öncesinden hazır hale
> getiriliyor. Özel keçi derisi tuzlanarak 3-4 ay tuzlama süresi sonrası 8
ay
> kadar bekletiliyor. Hazırlanan teleme, tulumun içine çaprazlama
> yerleştirilerek boş kalan bölümler lor ile kapatılarak tulumun ağzı kendir
> ipiyle bağlanıyor. Tulum peyniri, tadını kazanması için 18-20 ay kadar
soğuk
> havada bekletiliyor.
>
>
> SEFERİHİSAR'IN ARMOLASI
>
> Bölgeye özgü, diğer peynir türlerine benzemeyen peynir çeşitleri arasında
> yer alan armola peyniri, Seferihisar ilçesindeki bir kaç mandıra ve
evlerde
> yapılıyor. Eskiden tulum içinde yapılan peynirin şu anda endüstriyel
olarak
> tulum üretimi gerçekleşmiyor. Armola peyniri, keçi sütünden yapılan süzme
> yoğurt, keçi sütü loru ve beyaz peynirin karışımıyla ortaya çıkıyor.
Armola,
> hafif bir peynir olması ve istendiğinde domates salatasına sos olarak
> kullanılabilme özelliği nedeniyle çok tercih ediliyor. Keçi sütünden
> yapılması ve peynir-yoğurt karışımı olması nedeniyle farklı bir lezzeti
var.
> Genelde ekmeğe sürülerek üzerine zeytinyağı, kırmızı biber, sarımsak ilave
> edilerek yeniliyor.
>
> EGE'NİN ORTAK MİRASI: KOPANİSTİ PEYNİRİ
>
> İzmir'in Karaburun Yarımadası'nı çevreleyen ilçe ve beldelerinde yapılan
> kopanisti peyniri de özgün yapım şekli, tadı ve tüketim şekliyle ilginç
> özellikler barındırıyor. Karaburun başta olmak üzere Çeşme, Dikili ve
> Foça'da sadece evlerde üretilen kopanisti peyniri, keçi sütü veya
keçi-koyun
> sütü karışımının yaklaşık bir ay her gün yoğrulmasıyla yapılıyor. Yapımı
> süresince oda sıcaklığında bırakılan lordaki acımsı tat, kimi bölgelerde
bu
> peynirin 'acı peynir' olarak adlandırılmasına neden
> oluyor. Kendine has kokusu ve tadı bulunan peynir, bölgede kahvaltının
> yanında içki mezesi ve börek içi olarak da değerlendiriliyor.
>
> TİRE'NİN ÇAMUR PEYNİRİ
> İzmir'in yöresel tatları arasında Tire ve Ödemiş ilçesinde bilinen
> peynirlerden biri de çamur peyniri. Keçi veya keçi-koyun sütü karışımından
> yapılan yağlı tulum lorunun, peynir altı suyu ile
> karıştırılmasıyla elde edilen çamur peyniri, krem peynir kıvamında olması
> nedeniyle genelde ekmeğe sürülerek zeytinyağıyla birlikte tüketiliyor.
Çamur
> peyniri ayrıca salatalar için sos olarak da
> değerlendiriliyor. Bu peynir çeşidi lor üretiminin yoğun olduğu bölgelerde
> mandıralar tarafından üretilerek semt pazarları ve marketlerde satılıyor.
>
> EZİNE PEYNİRİ
>
> Türkiye'nin en lezzetli beyaz peynirleri arasında yer alan, adı Çanakkale
> ile özdeşleşen 'Ezine peyniri'nin en önemli özelliği, üretimde kullanılan
> sütün belirli bir bölgeden sağlanması. Ezine Mandıracıları Koruma ve
Yaşatma
> Derneğinin (EPD) başvurusu sonucunda, Ezine peynirine 2006 yılında Türk
> Patent Enstitüsünce, coğrafi işaret tescil belgesi verildi.Ezine
peynirinin
> yapımında, Kaz Dağları'nın kuzey ve batı kesimlerindeki Ezine, Bayramiç ve
> Ayvacık ilçelerinin doğal bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla beslenen koyun,
> keçi ve ineklerden elde edilen sütler kullanılıyor. Mevsime göre yüzde 40
> oranında keçi sütü, yüzde 45-55 oranında koyun sütü ve yüzde 15 oranında
> inek sütü karıştırılarak hazırlanıyor. Ezine peynirinin üretimi, mart
> ayından ağustos ayına kadar sürüyor.
>
>
> MANYAS PEYNİRİ
>
> Türkiye'nin süt ve süt ürünleri üretiminde lokomotif iller arasında
sayılan
> Balıkesir'de yapılan ünlü Manyas peyniri, hiçbir katkı maddesi ilave
> edilmeden, inek ve koyun sütü karıştırılarak üretiliyor.Türk ve dünya
> mutfaklarının vazgeçilmezleri arasında yer alan en az 200 yıllık Manyas
> peyniri, protein zenginliği nedeniyle bölge halkının yanı sıra ülkenin iş,
> siyaset, sanat ve spor dünyasının önde gelen isimleri tarafından da tercih
> ediliyor. Dünyanın en ünlü peyniri olarak gösterilen Fransız 'rokfor
> peynirine' rakip olduğu ve yüzde 100 doğal olarak üretildiği belirtilen
> Manyas peynirinin tezgahlara çıkış süreci 6 aylık bir zamanı kapsıyor.
> Ağızda dağılmayan Manyas peyniri, ekmek gibi yenilebildiği için uzun süre
> tok tutma özelliğine ve protein zenginliğine sahip.
>
> ANTEP PEYNİRİ
> Gaziantep'teki soğuk hava depolarında kışın tüketilmek üzere tonlarca
Antep
> peyniri saklanıyor.İnek, keçi ya da koyun sütünden yağlı, yarım yağlı ya
da
> yağsız olarak üretilen Antep peyniri, bulgur, salça ve dolmalıklarla
> birlikte ailelerin kış hazırlıkları kapsamında temin ettiği temel gıda
> ürünleri arasında yer alıyor.
>
> 'ÇİĞ KESİK' PEYNİRİ
>
> Samsun'da, daha çok Alaçam ve çevresindeki yaylalarda yetişen koyunların
> sütünden çiğ olarak yapılan ve 'çiğ kesik' olarak bilinen peynirler için
> birçok ilden özel siparişler alınıyor.İlçe merkezinden yaklaşık 950 metre
> rakımda bulunan Yukarıkoçlu köyü yaylasında beslenen koyunların sütünden
> yapılan çiğ kesik peynirlerin kendine özgü yapılış tarzı ve tadı
bulunuyor.
> Çiğ kesik peynirinin lezzeti, yaylalarda, başta kekik olmak üzere birçok
> türde otla beslenen koyunlardan elde edilen sütten geliyor. Çiğ kesik
> peyniri için yurt içi ve yurt dışından siparişler geldiği belirtiliyor.
>
> TORBA VE KÜP ÇÖKELEK
>
> Ordu'da torba peyniri ve küp çökelek yöresel peynirlerin başında geliyor.
> Çökelek peyniri daha çok kırsal kesimde üretiliyor. Isıtılan yayık
ayranına
> bir miktar yoğurt ilave ediliyor ve torbalara doldurularak katı hale
gelmesi
> için ağırlık altında yaklaşık bir hafta bekletilerek oluşturuluyor.
Çökelek
> peyniri genellikle pazarlarda satılıyor.
>
> AMASYA'DA KÖY PEYNİRLERİ
>
> Amasya bölgesinde geleneksel yollarla yapılan köy peynirleri, sütün
kıvamına
> göre çeşitli adlarla satışa sunuluyor. Yaklaşık 5 kilogram sütten bir
> kilogram peynir üretiliyor. Yörede genellikle tel peyniri, kaşar peyniri,
> manda sütünden elde edilen manda peyniri ve salamura peynir üretiliyor.
>
> CEVİZLİ KAŞAR PEYNİRİ
>
> Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde, tamamen doğal kaynaklarla beslenen inek ve
> mandaların sütünden, cevizli kaşar peyniri üretiliyor. Kapalı bir havzada
> doğal ortamda beslenen inek ve mandaların sütünden elde edilen peynir,
> standart kaşar peynirlerden farklı olarak bir kilogramı için 9 kilogram
> yerine 15 kilogram süt kullanılarak yapılıyor. Endüstriyel kaşar
peynirlerin
> 10 saat kuruduktan sonra satışa sunulmasına karşın yöreye özgü cevizli
kaşar
> peyniri, tadının daha iyi olması için 2 gün süreyle kurutuluyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

*469 yıllık mesir macununun öyküsü*

3/4/2009 ·

*Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan
Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan'ın iyileştirilmesi için dönemin ünlü
hekimi Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharat karıştırılarak elde edilen
mesir macunu 469 yıldır üretiliyor.*

Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık,  yaklaşık 500
yıllık geçmişe sahip mesir macununun dünyada eşine az rastlanan
geleneklerden olduğunu belirterek, dernek olarak bu geleneği devam
ettirdiklerini kaydetti.

Mesir macununun Manisa protokolü tarafından yıllarca bavul ticaretiyle yurt
dışına çıkarıldığını ifade eden Tanık, geleneği sürdürmek adına elde üretim
yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Tanık, ne kadar üretim yapılırsa o kadar pazara sahip olunması gerektiğini
belirterek, şöyle konuştu:

"Mesir macununu yurt dışına ihraç etmek istediğimiz zaman dünyada gıda
standartlarına yönelik birtakım çalışmalar var. Biz de dernek olarak bu
standartlara uymak zorundayız. Mesela şimdi mesir macununu elde üretiyoruz.
Bu mesir macunu Manisa'da imalathanemizde 15 kadın işçinin elinden çıkıyor.
Elde yapıldığı için yapılabilecek günlük üretim bellidir. Ne yapmak lazım,
çikolata ambalajlarında olduğu gibi makinede kenar kıvrımları tamamen
kapanıyor. İhracata yönelik yapılacak üretimde bu teknoloji kullanılabilir.
Yani mamul aynı ancak ambalajı tamamıyla daha kapalı. Avantajları da var,
daha hijyenik ve sıcak havada da sızdırmaz olur. İhracat için ayrı bir
üretim sistemi kurarak, bununla ilgili makine yatırımı da yapmayı
düşünüyoruz. Ancak mesir geleneğinden derneğimiz hiçbir zaman
vazgeçmeyecektir. Mesir macunumuzun da artık dışarıda aranan bir ürün haline
geldiğini görüyoruz ve bu ürünümüzü dünyanın her yerine göndermek için
belirli bir teknolojiyi de uygulamamız gerekiyor."

Tanık, her yıl 21 Mart nevruz günü başlayan temsili karma törenini takip
eden hafta sonunda düzenlenen saçım töreniyle Mesir Festivali'nde final
yaptıklarını ifade etti.

Derneğe ait imalathanede görevli 15 kadın işçi tarafından mesir macununun
imal edildiğini kaydeden Tanık, mesirin kadınlar tarafından kaynatılmasından
kesimine ve paketlenmesine kadar elde yapıldığını, teknoloji kullanılmadan
aslına sadık olarak üretildiğini söyledi.
Bu geleneği bozmadan sürdürmek istediklerini bildiren Tanık, şunları
kaydetti:

"Saçım dışında piyasaya satışa çıkan ambalajlar, güne uygun şekilde
paketlenerek tüketiciye ulaştırılıyor. En büyük özelliğimiz bu geleneği
yaşatmak ve bu inanışı sürdürmektir. Derneğimizin kuruluş amacı da budur. Bu
olayı ticari olarak düşünmüyoruz. Ticaret ikinci planda yer alıyor. Yıl
içinde piyasada satılan mesir macunlarından elde edilen gelirlerin tamamını
da Mesir Şenlikleri başta olmak üzere Manisa'nın tanıtımında kullanıyoruz."

Bu yıl kutlanacak 469. Mesir Festivali'nin yerel seçimlere denk gelmesi ve
seçim yasakları nedeniyle yeteri kadar coşkulu olmayacağını düşündüklerini
ve festival tarihini ertelediklerini bildiren Tanık, sadece karma töreninin
yapıldığını, festivalin ise 20-26 Nisanda yapılacağını söyledi.

*"MESİR MACUNUNUN BAŞKA ŞEKLİ OLMAMALI"*

Bu yıl yenilik olarak mesir lokumu ürettiklerini söyleyen Tanık, lokumu
otantik olarak ahşap ambalajda sunduklarını belirtti.

Mesir lokumunun mesir macunuyla özdeşleştiğini, şekil olarak da üretimde
sakınca görmediklerini kaydeden Tanık, mesir lokumunun içine mesir macununda
yer alan baharatları koyduklarını söyledi.

Bu baharatları kullanarak şeker veya içecek de yapılabileceğini ancak bunun
geleneğe gölge düşürebileceğini savunan Tanık, şöyle konuştu:
"Macunu geleneğinde eskiden olduğu gibi sunarak çok iyi anlatmamız
gerekiyor. Ama macunun çeşitlendirilmesinde birtakım yenilikler
düşünülebilir. Eskiden sadece çubuk şeklinde saçım mesiri yapılıyordu, oysa
şimdi küçük boyda ve kavanozda kaşıkla bal kıvamında yiyebileceğiniz
şekliyle de üretiyoruz. Tüketimini kolaylaştırmak amacıyla tüpünü yapıyoruz.
Ancak bu ürün çeşitlerimizin hepsi kendi tekniği ve geleneği içerisinde
yapılıyor. Dernek olarak mesiri çok fazla şekil ve ürün çeşidi olarak
üretmek istemiyoruz."

*MESİR MACUNUNUN TARİHÇESİ*

1522 yılında Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi
Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca, dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi, 41 çeşit
baharatı karıştırarak elde ettiği ürünü Sultan'a yedirdi. Bir süre sonra
iyileşen Ayşe Hafsa Sultan, bu macunun her yıl aynı dönemde üretilerek halka
saçılmasını buyurdu. Bunun üzerine her yıl nevruz günü 41 çeşit baharat
karılarak hazırlanan mesir macunu, Manisa'daki Sultan Camisi'nin kubbe ve
minarelerinden halka saçılıyor. Minare ve kubbelerden saçılan ve şifalı
olduğuna inanılan mesir macununu kapabilmek için Türkiye'nin çeşitli
illerinden Manisa'ya gelerek Sultan Meydanı'nda toplananlar ilginç
görüntüler oluşturuyor.
*
41 ÇEŞİT BAHARAT
*
469 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şu
baharatlar bulunuyor:

Tarçın, karabiber, yeni bahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason,
kişniş, zencefil, tarçın çiçeği, zerdeçal, HİNDİSTANcevizi, rezene,
kebabiye, sinameki, sarı halile, vanilya, darıfülfül, kakule, havlıcan,
zulumba, hıyarşembe, safran, iksir, kimyon, galanga, çam sakızı, mirsafi,
meyan balı, şamlı şaşlı, limon kabuğu, kremtartar, zağfiran, udülkahır,
çöpçini, eskir, tiryak, ravend, limon tuzu, tekemercini tohumu, günbalı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

391 ne demek acaba

3/4/2009 ·

Sosyoloji öğrencisi Sevinç, Ege Üniversitesi’nde yapılan bir öğrenci kongresine katılmak üzere İzmir’e gitmişti. Kongrenin birinci günü komik bir olay yaşandı. Kongre salonundaki ön sıralara üniversite öğretim üyeleri oturmuştu. Bir grup öğrenci bu olayı protesto etti: “Öğrenci kongresinde nasıl öğretim üyeleri protokol sıralarına otururdu!” Bu gerekçe yüzünden bir arbede yaşandı ve saat 10:00’da başlayacak kongre saat 15:00’e kadar başlayamadı.

Sevinç bu olaya çok şaşırmıştı. Olay çok saçmaydı. Sonuç itibariyle onlar hocaydı. Ne kongresi olursa olsun, saygı görmeleri gerekirdi. Ama işin problem yanı, bu kongre için İstanbul’dan kalkıp gelmişti ve sosyoloji konusunda bildiriler dinleyeceğini düşünürken 6 saati uçup gitmişti.

Bu konu üstüne konuşmak için geniş bir zaman vardı. İstanbul’dan gelen arkadaşlarıyla ister istemez bu olayı konuştular. Sevinç dedi ki: “İnsanlar tersten düşünmeyi bilmiyorlar.” Arkadaşları şaşırdı: “Ne demek tersten düşünmek?” Sevinç devam etti: “Özellikle kızacak bir şey bulduğumuzda onun tam tersini yapmaya tersten düşünmek diyorum. Örneğin, sabah öğrenci arkadaşlarımız haklı ya da haksız öğretim üyelerimize kızarak öfkelerini yansıttılar. Halbuki özellikle bu öfke anında tamamen tersten düşünmek gerekiyor. Hocaları protokol sırası olan ön sıralardan kaldırmak yerine salondaki en kıdemli hocaya program dışı da olsa bir söz verilebilirdi. O zaman hem hocalar onurlandırılmış olurdu hem de 6 saatimiz uçup gitmezdi. Tersten düşünmenin bir güzelliği de öfkemizin sonunda olacakları düşünüp o sonuçlara yol açmamaktır.”

Sevinç’in arkadaşı Nuran, nişanlısı çok kıskandığını ve en küçük bir olayda öfke nöbetleri geçirdiğini söyledi. Nuran “Ben nasıl tersten düşünebilirim?” diye sordu. Sevinç biraz düşünüp cevap verdi:  “Öfkeyle nişanlının üstüne yürüdüğünde o seni daha mı çok seviyor sanıyorsun? Birisi bize bağırıp çağırırsa onu daha mı çok severiz yoksa ona olan sevgimiz mi azalır? Ya da biz hata yapacak olsak bizi hoş gören bir insanı mı daha çok severiz yoksa hatamızı yüzümüze vuranı mı? Onun için tersten düşünmek gerek. Nişanlını çok sevdiğin için onu kıskanman çok doğal; ama kıskanma duygunu öfkeye döndürmen sana olan sevgisini azaltır.”

Sohbete katılan Şanal “Çok ilginç ben de 391 diye bir teori kullanıyorum. Sevinç senin anlattığına benziyor.” dedi. “Öfke birçok örnekte 391 olarak formüle edilebilir. Bizim öfke öncesi durumumuz 391’in 3’ü. Öfke nöbetiyle olaya 391’in 9’una büyüyor. Öfke nöbetinin sonunda kazançlarımız ise 391’in 1’ine düşüyor.  Mesela benim kardeşim de çok sinirli doğası olan bir insan ve hep bu söylediğim 391’i yaşıyor. Geçenlerde bir arkadaşı akşam bize gelirken getirmesi gereken bir defteri getirmemiş. Kardeşim öyle bir kızdı ki, öyle bağırıp çağırdı ki, çocuk artık onunla görüşmeyi bıraktı. Defter çok önemliymiş ertesi gün girecekleri sınavın notları varmış. Ders çalışmak için gelmiş ve mutlaka o defteri de getirmeliymiş. Çocuk defteri unutunca kıyamet koptu. Defter unutulduğunda durum 3’tü. Kıyamet kopunca 9 oldu. Çocuk arkadaşlığını kesince ve sınavdan da kalınca durum 1 oldu. Halbuki basit bir şekilde birlikte çocuğun evine dönselerdi, onların evinde ders çalışabilirlerdi ve sadece yarım saatleri kaybolmuş olurdu.”

Salim söze girdi: “Benim bir formülüm var, adı “beşer”. Ben de bir sorun olunca bu sorunun beş önemli yönünü düşünüyorum. Örneğin, buraya gelirken ağabeyim ‘uçak biletini ben alırım senin’ dedi. Ama yanlış tarihe bilet almıştı. Bu durumun pek güzel bir yanı yok diye düşünebilirsiniz. Birincisi ben biletler konusunda iletişim kurarken daha dikkatli olmam gerektiğini öğrendim. İkincisi uçakla tek başıma geleceğime otobüsle sizle geldim ve yolda sohbet etmek imkanı oldu. Üçüncüsü otobüste kitap okuma imkanı da buldum. Dördüncüsü uzun süredir İstanbul-İzmir arasında karayolunda gelmedim. Yolda çorba içmek çok hoşuma gider. Bir de çorba içtim. Beşincisi artık anlatacak bir hikayem var. Eğer uçak bileti doğru tarihe kesilse idi şimdi ben size anlatacak ne bulacaktım?”

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::